One last goodbye

One last goodbye

merhaba Sofi. Sıkıldım,yazmak istedim.Nasılsın? Eylül nasıl? Ben..aslında  pekte “merhaba” değilim.Ayrılık pekte yaramadı sanırım.Bişeyleri düzeltmeye çalışmıştım olmadı ama.Moiralar`la senin üzerine oynadığımız kumarda hiyle yaptı ve kazandı,aklıma takıldı eğer aşkta bi kumarsa nasıl kumarda kaybeden aşkta kazanırki??

Senden ayrılma emrini veren beynimdi ve kalbim ona söz geçiremedi.Şimdi büyük bi hüzün var camiiamda.Beynimi kendinden utandırmak için önceleri kayd ettiğim  notları okutuyorum ona,ve ilerde bi gün de bu günümden  utanacağını anlatmaya çalışıyorum.Hayatımı elimden geldiği kadar kaygısız ve salt kendi rahatımı düşünerek geçirmeye karar verip de köşeme çekildiğim zaman,ruhuma edebileceğim en büyük iyiliğin onu tam bir başıboşluk içinde bırakmak olacağını düşünmüştüm,ama yanılmışım,sen haklıydın Sofi,istediğim bu değildi..

İçimdeki genç çocuğu kandırdım , ve ona senin öldüğünü söyledim. Bidaha beni bulamamançinde gazetedeki ölüm ilanlarının arasından, kimsesizler mezarlığına gömülecek olan yetmiş sekiz yaşında zavalli bir ayyaşın adını seçtim kendime . Bana ait olmayan bir ad ve soyad dolanıyorum şimdilerde. 4 no-lu kimlik başvurusu merkezinden aldığım on ikinci kimliği de çöpe fırlattım.Adamlar bıktı benden her seferinde yeni bi kimlik başvurusunda bulunmakçin gittiğimde o koca kafalı nankör polis memuru beni sıkıca tembih edior ve bidaha olursa gözünün yaşına bakmam evlat dierek “şuna yeni bi kimlik verin”çağrısı yapiordu . Anneme her seferinde kimliğimi kayb ettim dediğimde onun “çok unutkansın kimliğini  hep kaybediyorsun” dediğini hatırlıorum da ,zavallı kadın nerden bile bilirdi aslında kimlik taşımaktan nefret ettiğimi ve bilerek kaybettiğimi .Ama yinede doğru söylüyordu “kimliğimi  hep kaybediyorum”…Neyse..

Tıpkı bıraktığın gibiyim hala,gözlerim tavanla sevişirken senin “ne” olduğuna dair yeni buluşlarımla kendimi eylendirerek geçinip gidiyorum.Sana son mektubumda belirttiğim gibi seni sigaraya benzetmekte haklıymışım,bi çok ortak özelliğiniz var. Aşırı sigara içenlerin bile başkası içtiğinde  katlanamadıkları  koku vardır,sigara kokusu.Sende öle bişeysin, benden başkası içerse kokuna  katlanamam.

Sana “oksijenimsin” demiştimya haklıydım..Oksijen yangını oluşturan üç faktörden biridir,senin gelmen benim yanıp kül olmama yetti Sofi..

Sakın ola ki aynı senaryo üzere “seni unutmak” başlığı altında yeni bi operasyon başlattıp ve yeni sevgili kayıtlarına başladım falan sanma, bu beni çok üzer. Yerini verebileceğim bi başkası yok artık. Babettemi? hayır, kesinlike hayır, senin yerine göz dikmiş o ucuz fahişeyi asla kendinle kıyaslama.İyice sıkılmış beli, yuvarlak karnı , etli dizleri,ve ağır göğüsleriyle asla senle kıyaslanamaz bi çirkinlikte o.Oysa sen Poseidona eşlik edicek kadar asilsin..Çıplak göğüslerinin üzerine geçirdiğin o küçücük mavi kazağını ve bana hep “seni otuz yaşında görmek isterim” demeni özledim Sofi. Sana “sarılamamanın” hasretindeyim, sert kollarımla  o yumuşak bedenini bi kere bile saramadan her şey bitti.Umutlarımı kesip kanattın.Yinede hislerimin mesihi olmana o kadarda kızmadım,deccaldan daha uzak değilsinki bana. En kötüsü giderken bi elveda bile demeden çekip gitmen.

Bi ricam var Sofi,  beni sevdiğin için seni  aşağılamaya çalışan veya yakana yapışıp türlü çeşitli laflarla seni benden vazgeçirmeye çalışan kimselere beni sevmenin de  sevmemek  gibi bir seçim olduğunu hatırlat ki fazla bıdı bıdı etmesinler, etrafında fazlasıyla “ben” aleyhdarı sikindirik insanlar olduğunu biliyorum.

Burda günlerimin  pekte hoş olduğu söylenemez, plaklarımda müzik yerine hep  sirenler çalıyor, ve boku çıkmış sistemin en miğde bulandırıcı mensubu sikindirik bi yaşlı pezeveng bana hayatı ve insanları anlatıyor,canım sıkılıyor. Her gün uyumadan önce “where did you sleep  last night”-ı dinleyerek uykuya dalıyorum. Ve her gece rüyamda yaşlı bi feminist büyücünün  evinde bana işkence ediliyor Sofi ,sana çektirdiklerimden dolayıymış,doğrumu bunlar? Sonra bazen bi hastanede görüyorum kendimi, ameliyat oluyorum ve sen  bir anastezistsin , narkozu fazla kaçırmışsın üzerimde,  heyecanla ağzıma  burnuma oksijen basarak beni hayata döndürmeye ve kendini hayatta tutmaya çalışıyorsun…Sanırım bu kabuslardan kurtulmam için kendime bi Papaz bulmalı ve beni vaftiz etmesiyçin ona yalvarmalıyım.

Kendime tatlı ,yumuşak ve “büyümeyen” bi köpek aldım Sofi. Ben konuşarak içimi boşaltıyorum, oda havlayarak cevaplıyor. Kendimce tercüme ediyorumda,bana hak veriyor sanırım,senle aramızdakı tavrım konusunda.. Onun bana tanrı  tarafından verilmiş bi uzlaşma armağanı olduğunu düşünüyorum.Asla babama layik bi oğul olmayı başaramadım , hatamı telafi etmekçin “köpeğime layik bi baba” olmayı deniyorum. O bi centilmen, parkta gördüğü hem köpek “bayanlara” hemde bayan “köpeklere” iyi davranıyor.Fakat sanırım oda benim gibi a-sexual bi kişiliğe sahip.Komşu Glorianın dişi köpeği “Lara”-nın gece gündüz ona pas vermesine karşın benim ufaklık onu tikine bile takmıyor.Bu arada o bi vejeteryan, et yemiyor,ve sanırım etten oluşan tüm yaratıklara nefret ediyor.Geçen pazar paskalya bayramında piknikteki dialogumuzdan öle anladım.Ön yargılı bi köpek yani.Onuda eski sevgilisi terk etmiş, ve ne tesadüf oda bi “köpekmiş”, senden önceki Lara  gibi.

Yeni arkadaşlar edindim senden sonra ,bana neden bukadar yorgun görünüyorsun die soruyolar ve onlara “Geride bi aşk bıraktım soğuk ve kasırgalıydı..” die cevap veriorum..aldırmıyorlar ve “dert çekmek”-den şikayetleniyolar, benim yerimde olsalar hangisini tercih ederlerdi acaba “dert çekmekmi” yoksa “seni çekmekmi” Sofi ?

Sigaraya yeni başlamış ergenler gibi “nesine alışıyor lan millet bunun” ,“ bikereden bişey olmaz” ve ya  “az içiyorum zararı yok” demiştim ben de sana ilk başladığımda,ama sen dedemin o ağır nikotinli tütünlerinden bile daha beter çıktın. Zehirin de kalitesi mi olurmuş dedirten zift kaynağı sigara deilde sensin bence Sofi. Sigara demişken  son tahlilide gözlüklü hergelenin teki olan bi doktor sigara ve alkolden uzak durmamı önerdi. Ama ne fark ederki Sigara akciğerlerimi mahv etti, Alkol kara ciğerlerimi sense kalbimi,hanginizden vazgeçsem die düşünüyorum.Çünkü üçünüzde beraberken beynimi dağıtıyorsunuz. Tahripin en çok göze çarptığı nokta damarlarımda galiba ,Sigara daraltıyor , Alkol genişletiyor, ama en beteri sensin, damarlarımı tıkıyorsun Sofi..daha fazlamı vazodilatöre ihtiyacım var?? Yoksa listeden silinmesi gereken senmisin ?

Beynim  bana içimdeki zehirden arınmam için haykırmamı öneriyor, yeni bi yol buldum. Sakinleşmek için. Sessiz bir köşeye çekilip büyük çığlıklar atıyorum.Kulakların çınlarsa ismini bağırdığımı bilesin..işte bu yüzden  ben asla “şuraya çıkıp hayır die bağıracağım”-ı komedi olarak nitelendirmedim..

Çocukken üç arkadaşdık biz Aşk,Ayrılık, ve ben.Saklanbaç oynardık.Sıra bende olduğunda hep Aşka koşardım,ama Aşkı “sobe” diyeyim  derken Ayrılık arkamdan sobe  derdi hep.Aşka asla kavuşamazdım yani.Ayrılık asla iyi bi çoçuk olmadı,kavga ederdik,ve beni hüzünle kirletirdi hep,hatırlıyorum son kirletişinde annem bu leke çıkmaz demişti..Şimdi yine Ayrılık bizi almaya geldi Sofi,saklan bi yere ve elma dersem çık armut dersem çıkma..

Aslında Aşka da bi cinayet olarak bakıyorum sofi, zira beni katlettin. Ve hislerimin korumacı polisleri peşinde.Saklana bileceğini sanıyorsun. Fakat unuttuğun bişey var,kusursuz cinayet yoktur.Ve sen bende bıraktığın izleri kamufle etmeden gittin,yakalanacaksın..

Dört odacıktan oluşmuş kalbimin odalarında hep aynı duygu  mensupları misafirim oldu.Üç odası dolu bu haftalarda kalbimin .Her zamanki gibi  hasret,hüzün ve melankoli misafirim.Dördüncü  oda boş Sofi.”Neden boş” die soruyor misafirlerim,ve ben onlara “Eskiden Sofi die bi kız yaşardı orada, bi gece odasında aşk yetmezliğinden  ölü olarak bulundu.O günden beri lanetli olduğuna inanılıyor oranın,gelen herkes bi şekilde ölü olarak bulunuyor.O kızın ruhunun hala oralarda gezdiğine dair söylentiler var.” diye cevap veriyorum Sofi.. Kalp kapakciklarimin on ikisinide gardiyanlarıma kilitlettim, şovalyeleri topladım içine,giremezsin artık ruya oldu sana bu beden..

Şimdi en melankolik ayıma girdim.Eylül..seni bulduğum ve kaybettiğim ay..Ve sana en çok yakışan ay.

Tikanmış trompetimle sana bişeyler çalmamı istermisin ? Dinle o zaman : one last goodbye

Kendine iyi bak Sofim..

Timidus (xancano) // Eylül…


Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış /  Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış /  Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış /  Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış /  Dəyişdir )

%s qoşulma